Her şey yolunda demekle başlar çoğu güzel şey.
“Her şey yolunda.”
Bu bir geçiştirme cümlesi değil.
Bir yön cümlesi.
Her Şey Yolunda, bu cümleyi bir sonuç olarak değil; bir başlangıç noktası olarak görür.
Çünkü insanın kendine söylediği cümleler, çoğu zaman attığı adımları belirler.
Psikolog Albert Bandura, öz-yeterlilik kavramını anlatırken şunu vurgular:
Kişi bir hedefi başarabileceğine inandığında, zorluklar karşısında daha uzun süre çaba gösterir ve süreci daha istikrarlı taşır.
İnanç, sonucu garanti etmez; ama hareketi mümkün kılar.
Umut üzerine çalışan C. R. Snyder ise umudu pasif bir iyimserlik olarak değil;
hedef koyabilme, o hedefe giden yolları düşünebilme ve o yolları izleme iradesi olarak tanımlar.
Umut, zihinsel bir organizasyondur.
Stanford Üniversitesi’nden Carol Dweck de gelişim odaklı zihniyette “henüz” kelimesinin önemini anlatır.
“Olmadı” ile “henüz olmadı” arasındaki fark, sürecin devam edip etmeyeceğini belirleyebilir.
Her Şey Yolunda, tam da bu üç kavramın kesişiminde durur:
öz-yeterlilik, umut ve gelişim.
Burada “her şey yolunda” demek;
her şeyin kolay olduğu anlamına gelmez.
Yol alınabilir olduğu anlamına gelir.
Ve bazen, yolun alınabilir olduğunu bilmek bile ilerlemek için yeterlidir.
Referanslar
-
Bandura, A. (1997). Self-Efficacy: The Exercise of Control. W.H. Freeman.
-
Snyder, C. R. (2002). Hope Theory: Rainbows in the Mind. Psychological Inquiry, 13(4), 249–275.
-
Dweck, C. S. (2006). Mindset: The New Psychology of Success. Random House.
